Urbanathlon 2014

0 dakikada yazıldı

4092 defa okundu

Düzenle

Hafta sonu İstanbul'da bir diğer konsept koşu organizasyonu daha gerçekleşti. Bu sefer koşumuzun adı Urbanathlon. Koşunun konsepti koşu olmanın ötesinde şehrin içinde şehre dair engellerin de parkurun bir parçası olmasından yola çıkılarak tasarlanmış. Geçen sene İstanbul'da ilki yapılan koşu aslında dünya çapında gerçekleşen bir serinin ayağı sayılabilir. Benim geçen sene de koşuya katılma şanım olmuştu, o nedenle karşılaştırmalı olarak sizinle deneyimlerimi topluca paylaşabileceğim.

Organizasyon iki gün sürüyor. İtiraf etmem gerek ki koşu ikinci gün olduğu için ben iki yıldır ilk güne gitmiyorum. Isınma hareketleri, zumba vs gibi aktivitelerle bir şenlik ve spor havası yaratılmaya çalışılıyor diye tahmin ediyorum. Bunların hepsini programa bakarak yorumluyorum açıkçası çünkü bahsettiğim üzere iki senedir ben sadece doğrudan koşuya gidiyorum. Organizasyonun koca hafta sonumun tamamını alacak kadar bir cezbediciliği yok benim için.

Koşu günü sabahı erkenden organizasyon alanına gittim. Daha önce yarış kitimi de almadığım için erken gidip "kit dağıtımına" katılmam gerekti. Kitimi aldıktan sonra çantamı vestiyere teslim ettim. İşi biraz hikaye gibi anlatıyorum çünkü içinde paylaşmak istediğim noktalar var :) Vestiyer organizasyonu süperdi. Bazı yarışlarda vestiyer olmazken bu yarışta çantalara konacak numaraların yarış kitinin içinde olması kesinlikle organizasyonu gerçekleştirenlerin uzmanlığını ve ince düşüncesini gösteriyor derken... Canım su içmek istedi. Aradım, taradım.... organizasyon alanını iki defa turladım... su yok. Kahve var... su yok! Kahve satan standa gidip su istedim, "Yok" dediler. Organizasyonda bir su sponsoru var "Cam damacana" konseptinin reklamını yapıyorlar. Belki su ikram ederler diye AbantSu denilen firmanın standına gittim. Bir damacan su var. O kadar... İnsan yok, su dağıtımı yok. Sonra ortalıkta gezerken "Mens Health" dergisinin standında altta saklanmış su şişeleri gördüm. Şişelerin üzerinde derginin logosu vardı. "İşte promosyon su buldum!" diyerek standdaki arkadaşlar su istedim. "Yarıştan sonra dağıtacağız suları" dediler.... Anlaşılan "Mens Health" sadece yarışı bitirenlerin susuzluğu ile ilgileniyor. Komide inanılmaz seviyede gerçekten de. Yarış numaram göğsümde olduğuna göre yarışa katılıyorum ve hedef kitlenizdeyim. Reklam için getirdiğin suyu bana yarıştan önce vermeyip sonra versen ne fark edecek? Neyse... ben gidip "su avıma" devam ettim. Sonunda organizasyonun kayıt masalarının altında su şişeleri gördüm ve görevlilerden rica ettim. Verdiler! Özetle benim gözümde... organizasyon görevlileri iyi insanlar... reklam veren firmaların hepsi ise kötü insanlar. Buna organizasyonun isim sponsoru "Mens Health" de dahil.

Sabah koşuya gidiyorsanız hafif bir şeyler yersiniz. Belki 100-150gr bir muz 2 saat önce.... Bunu takiben ben su içince... yok tahmin ettiğiniz olmadı ama tuvaletim geldi tabi... Su sindirim sisteminin boşluğundan da faydalanarak hızlı yol aldı sanırım. İşte tam o noktada anladım neden su dağıtılmadığını... Etkinlik alanında tuvalet YOK! Bir koşu organizasyonunda etkinlik alanında tuvalet olmaması hala benim inanamadığım bir durum. Geçen sene aynı organizasyona katıldığım için hemen geçen seneki tuvaletlerin yerine bakiyim dedim... Yok... tuvalet yok. O esnada belediyenin tuvaletlerini gördüm... 1TL istiyorlar. Ben koşu çantamı vestiyere vermişim... Koşua 5dk kalmış. Neyse... "Artık UrbanAthlon "şehir koşusu" olarak şehrin bir zorluğunu daha yaşatsın bana..." diyerek tuvaletimi tutarak 10KM koştum. Yarışın sonunda çantamı teslim aldıktan sonra tuvalete gittiğimde tuvatteki görevlinin "Arkadaş herkes 50-100 TL veriyor nereden bulacağım ben bu kadar bozuğu" diye fırça atmasının suçlusu da organizasyonun kendisidir. Nitekim adam haklı. Sevgili organizatörler şu görevliye bir 2000 TL verip "Yarış numarası olandan ücret alma bugün" deselerdi hem adam mutlu olurdu hem de etkinliğin tuvaleti olmuş olurdu. Herhalde kimsenin aklına gelmedi... Tüm bu kötü deneyimlere rağmen ben yarışta çok eğlendim ve seneye tekrar da katılacağım. Ama seneye yanımda su ve bozuk para getireceğim. Size de aynısını tavsiye ederim.

Parkura dönersek :) Aslına bakarsanız bu yarışta hem yarış öncesi hem de yarış boyunca yaşadıklarım nedeniyle hala neden bu yarışı bu kadar eğlenceli bir şekilde hatırladığımdan emin değilim. Yarış öncesi HR (Kalp Atışı) sensörümün pili bitti :) yarışın 7. KM'sinde bacağımı sakatladım. Tüm bunlara rağmen yarış çok eğlenceli ve güzel geçti :) 10KM'lik mesafeyi bu sene 58dk 20sn'de bitirdim. Bunun 3 dakikası benim sakatlığım nedeniyle kaybolan zaman olsa geçen seneki 51dk sürem ile karşılaştırdığımda hala 4 dakikalık bir fark var. Bu farkın nedeni ise çok belli aslında. Bu seneki parkur geçen seneki parkurdan çok daha zordu. Zorluk seviyesinin artması kesinlikle güzel bir durum. Urbanathlon'a gelip de "Aman canım bu neydi.." demek de hiç hoş olmaz. Benim eleştirilerim aslında parkurun 3 ile 7. KM'leri arasındaki kısmı için olacak. Bu kısımda hiç engel yok ve düz bir koşu söz konusu. Oysa istense bir çok engel konulabilir, hatta doğal engeller kullanılabilir. Örneğin koşarken benim gördüğüm banklar vardı. Bu bankların arasında zig-zag çizdirilebilirdi koşuculara. Engel deyince sanırım organizasyonun aklına sadece üzerinden atlanacak, altından geçilecek şeyler geliyor. Oysa bana sorarsanız koşmanızı yavaşlatan her şey bir çeşit engel. Buna kumsaldaki kum parkur da dahil. O nedenle bence basit olsa bile parkurun o kısmına bir hareket katsalar güzel olur aksi halde o aradaki 4KM çok yavan bir mesafe olarak gelip geçiyor.

Yukarıdaki fotoğraflarda engellerden bir kaç kare görebilirsiniz. Dikkatinizi çekecek ve yarışla ilgili çokça duyduğum eleştirilerden biri "reklamların çok öne çıkmış" olması. Eleştiren herkes bence kesinlikle haklı. Reklamlar çok önde. Hatta bazı engeller reklamlar konulsun diye yaratılmış hissiyatı bile oluşabiliyor. Ama itiraf etmek gerekirse ben farklı düşünüyorum. Bu reklamlar ve karşılığında alınan sponsorluklar bu yarışları ayakta tutan şeyler. İşin finansal matematiğine girecek değilim. Kimin ne kadar kazandığı umrumda değil. Benim için önemli olan bu gibi yarışların reklam alabiliyor olması. Öyle veya böyle reklamlar bu organizasyonları büyüten, zenginleştiren daha da önemlisi sektörü büyüten ve belirli oranlarda koşuculara farklı şekillerde katkısı olan şeyler. Yarışa bakış açınıza göre değişbilir ama ben yarış boyunca reklamlardan rahatsız olmadım. Miele'nin reklam yapma şeklini zekice bulmadım :) ama Miele reklamı konan engeli Urbanathlon'a katılan bir koşucu olarak engel niteliği ile garipsemedim, rahatsız olmadım. Aksine büyük bir zevkle o çamaşır makinelerinin üzerine tırmandım :)

Urbanathlon konsept olarak çok beğendiğim yarışlardan biri. Yılda bir defa gerçekleşiyor olması üzücü tabi :) Yarıştaki engelleri ve ortamı merak ederseniz yukarıdaki video bir fikir verecektir diye tahmin ediyorum. Bu arada eğer "Bu yarışlardan benim de haberim olsun" derseniz hemen buradan e-mail adresinizi bırakabilirsiniz :) Görüşmek üzere.