Urbanathlon 2014

0 dakikada yazıldı

4107 defa okundu

Düzenle

Hafta sonu İstanbul'da bir diğer konsept koşu organizasyonu daha gerçekleşti. Bu sefer koşumuzun adı Urbanathlon. Koşunun konsepti
koşu olmanın ötesinde şehrin içinde şehre dair engellerin de parkurun
bir parçası olmasından yola çıkılarak tasarlanmış. Geçen sene
İstanbul'da ilki yapılan koşu aslında dünya çapında gerçekleşen bir
serinin ayağı sayılabilir. Benim geçen sene de koşuya katılma şanım
olmuştu, o nedenle karşılaştırmalı olarak sizinle deneyimlerimi topluca
paylaşabileceğim.

Organizasyon iki gün sürüyor. İtiraf etmem gerek ki koşu ikinci gün
olduğu için ben iki yıldır ilk güne gitmiyorum. Isınma hareketleri,
zumba vs gibi aktivitelerle bir şenlik ve spor havası yaratılmaya
çalışılıyor diye tahmin ediyorum. Bunların hepsini programa bakarak
yorumluyorum açıkçası çünkü bahsettiğim üzere iki senedir ben sadece
doğrudan koşuya gidiyorum. Organizasyonun koca hafta sonumun tamamını
alacak kadar bir cezbediciliği yok benim için.

Koşu günü sabahı erkenden organizasyon alanına gittim. Daha önce yarış
kitimi de almadığım için erken gidip "kit dağıtımına" katılmam gerekti.
Kitimi aldıktan sonra çantamı vestiyere teslim ettim. İşi biraz hikaye
gibi anlatıyorum çünkü içinde paylaşmak istediğim noktalar var :)
Vestiyer organizasyonu süperdi. Bazı yarışlarda vestiyer olmazken bu
yarışta çantalara konacak numaraların yarış kitinin içinde olması
kesinlikle organizasyonu gerçekleştirenlerin uzmanlığını ve ince
düşüncesini gösteriyor derken... Canım su içmek istedi. Aradım,
taradım.... organizasyon alanını iki defa turladım... su yok. Kahve
var... su yok! Kahve satan standa gidip su istedim, "Yok" dediler.
Organizasyonda bir su sponsoru var "Cam damacana" konseptinin reklamını
yapıyorlar. Belki su ikram ederler diye AbantSu denilen firmanın
standına gittim. Bir damacan su var. O kadar... İnsan yok, su dağıtımı
yok. Sonra ortalıkta gezerken "Mens Health" dergisinin standında altta
saklanmış su şişeleri gördüm. Şişelerin üzerinde derginin logosu vardı.
"İşte promosyon su buldum!" diyerek standdaki arkadaşlar su istedim.
"Yarıştan sonra dağıtacağız suları" dediler.... Anlaşılan "Mens
Health" sadece yarışı bitirenlerin susuzluğu ile ilgileniyor. Komide
inanılmaz seviyede gerçekten de. Yarış numaram göğsümde olduğuna göre
yarışa katılıyorum ve hedef kitlenizdeyim. Reklam için getirdiğin suyu
bana yarıştan önce vermeyip sonra versen ne fark edecek? Neyse... ben
gidip "su avıma" devam ettim. Sonunda organizasyonun kayıt masalarının
altında su şişeleri gördüm ve görevlilerden rica ettim. Verdiler! Özetle
benim gözümde... organizasyon görevlileri iyi insanlar... reklam veren
firmaların hepsi ise kötü insanlar. Buna organizasyonun isim sponsoru
"Mens Health" de dahil.

Sabah koşuya gidiyorsanız hafif bir şeyler yersiniz. Belki 100-150gr bir
muz 2 saat önce.... Bunu takiben ben su içince... yok tahmin ettiğiniz
olmadı ama tuvaletim geldi tabi... Su sindirim sisteminin boşluğundan da
faydalanarak hızlı yol aldı sanırım. İşte tam o noktada anladım neden su
dağıtılmadığını... Etkinlik alanında tuvalet YOK! Bir koşu
organizasyonunda etkinlik alanında tuvalet olmaması hala benim
inanamadığım bir durum. Geçen sene aynı organizasyona katıldığım için
hemen geçen seneki tuvaletlerin yerine bakiyim dedim... Yok... tuvalet
yok. O esnada belediyenin tuvaletlerini gördüm... 1TL istiyorlar. Ben
koşu çantamı vestiyere vermişim... Koşua 5dk kalmış. Neyse... "Artık
UrbanAthlon "şehir koşusu" olarak şehrin bir zorluğunu daha yaşatsın
bana..." diyerek tuvaletimi tutarak 10KM koştum. Yarışın sonunda çantamı
teslim aldıktan sonra tuvalete gittiğimde tuvatteki görevlinin "Arkadaş
herkes 50-100 TL veriyor nereden bulacağım ben bu kadar bozuğu" diye
fırça atmasının suçlusu da organizasyonun kendisidir. Nitekim adam
haklı. Sevgili organizatörler şu görevliye bir 2000 TL verip "Yarış
numarası olandan ücret alma bugün" deselerdi hem adam mutlu olurdu hem
de etkinliğin tuvaleti olmuş olurdu. Herhalde kimsenin aklına gelmedi...
Tüm bu kötü deneyimlere rağmen ben yarışta çok eğlendim ve seneye tekrar
da katılacağım. Ama seneye yanımda su ve bozuk para getireceğim. Size de
aynısını tavsiye ederim.

Parkura dönersek :) Aslına bakarsanız bu yarışta hem yarış öncesi hem de
yarış boyunca yaşadıklarım nedeniyle hala neden bu yarışı bu kadar
eğlenceli bir şekilde hatırladığımdan emin değilim. Yarış öncesi HR
(Kalp Atışı) sensörümün pili bitti :) yarışın 7. KM'sinde bacağımı
sakatladım. Tüm bunlara rağmen yarış çok eğlenceli ve güzel geçti :)
10KM'lik mesafeyi bu sene 58dk 20sn'de bitirdim. Bunun 3 dakikası benim
sakatlığım nedeniyle kaybolan zaman olsa geçen seneki 51dk sürem ile
karşılaştırdığımda hala 4 dakikalık bir fark var. Bu farkın nedeni ise
çok belli aslında. Bu seneki parkur geçen seneki parkurdan çok daha
zordu. Zorluk seviyesinin artması kesinlikle güzel bir durum.
Urbanathlon'a gelip de "Aman canım bu neydi.." demek de hiç hoş olmaz.
Benim eleştirilerim aslında parkurun 3 ile 7. KM'leri arasındaki kısmı
için olacak. Bu kısımda hiç engel yok ve düz bir koşu söz konusu. Oysa
istense bir çok engel konulabilir, hatta doğal engeller kullanılabilir.
Örneğin koşarken benim gördüğüm banklar vardı. Bu bankların arasında
zig-zag çizdirilebilirdi koşuculara. Engel deyince sanırım
organizasyonun aklına sadece üzerinden atlanacak, altından geçilecek
şeyler geliyor. Oysa bana sorarsanız koşmanızı yavaşlatan her şey bir
çeşit engel. Buna kumsaldaki kum parkur da dahil. O nedenle bence basit
olsa bile parkurun o kısmına bir hareket katsalar güzel olur aksi halde
o aradaki 4KM çok yavan bir mesafe olarak gelip geçiyor.

Yukarıdaki fotoğraflarda engellerden bir kaç kare görebilirsiniz.
Dikkatinizi çekecek ve yarışla ilgili çokça duyduğum eleştirilerden biri
"reklamların çok öne çıkmış" olması. Eleştiren herkes bence kesinlikle
haklı. Reklamlar çok önde. Hatta bazı engeller reklamlar konulsun diye
yaratılmış hissiyatı bile oluşabiliyor. Ama itiraf etmek gerekirse ben
farklı düşünüyorum. Bu reklamlar ve karşılığında alınan sponsorluklar bu
yarışları ayakta tutan şeyler. İşin finansal matematiğine girecek
değilim. Kimin ne kadar kazandığı umrumda değil. Benim için önemli olan
bu gibi yarışların reklam alabiliyor olması. Öyle veya böyle reklamlar
bu organizasyonları büyüten, zenginleştiren daha da önemlisi sektörü
büyüten ve belirli oranlarda koşuculara farklı şekillerde katkısı olan
şeyler. Yarışa bakış açınıza göre değişbilir ama ben yarış boyunca
reklamlardan rahatsız olmadım. Miele'nin reklam yapma şeklini zekice
bulmadım :) ama Miele reklamı konan engeli Urbanathlon'a katılan bir
koşucu olarak engel niteliği ile garipsemedim, rahatsız olmadım. Aksine
büyük bir zevkle o çamaşır makinelerinin üzerine tırmandım :)

Urbanathlon konsept olarak çok beğendiğim yarışlardan biri. Yılda bir
defa gerçekleşiyor olması üzücü tabi :) Yarıştaki engelleri ve ortamı
merak ederseniz yukarıdaki video bir fikir verecektir diye tahmin
ediyorum. Bu arada eğer "Bu yarışlardan benim de haberim olsun" derseniz
hemen buradan e-mail
adresinizi

bırakabilirsiniz :) Görüşmek üzere.