Dertli Kerem yine, yeni, yeniden...

0 dakikada yazıldı

6468 defa okundu

Düzenle

Yazılım sektöründe beraber çalıştığım, içerisinde çalıştığım,
dışarısında, yanında, arkasında çalıştığım kurumlardan gördüğüm
eksiklere dair yorumlarımı yazıya dökmek istiyorum. Belki bir işe yarar,
olmadı yıllar sonra kendi şirketinizi kurduğunuzda belki hatırlarsınız
;) Bu arada baştan söyliyim, istisnalar kaideyi bozmaz.

Em bitir çalışanını!

Şirketler elemanlarını genelde gereksiz eğitimlere gönderirler, bu
eğitimleri de o gereksiz elemanlar birer "tatil günü" şeklinde
değerlendirirler. Eğitmen olarak benim böyle bir deneyimim olmadı fakat
sektörde bu çeşit deneyimler yaşamış eğitmen dostlarım var. Şirketler
elemanlarını emim bitirirler ve maalesef elemanlarının "bitmiş" olması
onların umurunda değildir. Atıp yenisini alırlar! "Piyasada o kadar
işsiz var ki!" mantığı ile elemanın yeterli değeri vermeyen firmalar
arasında öyle isimler sayılabilir ki emin olun şaşar kalırsınız. Peki ne
yapmalı?

Birincisi şirket elemanına değer vermeli. Çok iyi top sektiren bir
elemanı içeri alıp top sektire sektire "top sektirmenin" artık işe
yaramadığı zaman gelene kadar kullanıp atmanın şirkete hiçbir faydası
olmaz. "Üfürük üfleyen" yeni bir eleman aldığında en azından şirket içi
kültür deneyimi olan birini kaybetmişsin demektir. Oysa yıllardır "top
sektirene" arada biraz zaman tanısaydın da o da "üfürük üflemeyi"
öğrenseydi hala onunla çalışıyor olabilirdin. Bahsettiğim şey
"karşılıklı sadakat".

Gel başka şirkete gidelim!

İşverenlerin içerisine düştüğü en büyük hatalardan biri de ellerindeki
bebeğin hep bebek kalacağını zannetmek. Yeni doğmuş bebeği şirkete
alırlar, yetiştirirler, projelerde kullanır deneyim kazandırırlar.
Hepsinin sonrasında ona hala "bebe"ymiş gibi davranmaya (bebe maaşı
vermeye) devam ederler. Oysa "bebe gözünü açmıştır". Maalesef MECBUR
kalır başka bir şirkete gidip kendisine uygun bir seviyeden yeni bir işe
girmeye. Eski şirketinin "bebenin büyüdüğünü" algılayamaması kendi
büyüttüğü bebeyi kaybetmesi neden olur. Yazılım projelerinde "know-how"
kaybının en büyük nedenlerinden biri budur.

Küçük hesapların adamıyız

Çok iyi hatırlıyorum ortaokuldaydım ve ilk işe girdiğim teknik serviste
çay bedava olduğu için sürekli çay içiyordum :) Zaten maaş beklentisi
ile girmemiştim işe, salt staj yapmaktı amacım. Çok da faydalı olmuştur.
Neyse konuya dönelim; bir gün patron "çok şeker tüketiliyor artık
kendiniz alın şekerinizi
" gibi abuk bir laf etti teknik servistekilere.
Üç katlı ve kocaman cadde üzeri bir bilgisayarcıdan bahsediyoruz, en az
150m2lik 3 kat toplam 450m2 falan :) ufak bir yer de değil. "Eh YUH!" be
kardeşim. Ne oldu bir gün sonra evden hacıladım bir paket kesme şeker
götürdüm :) Ama sen ne kazandın arkadaşım onu soruyorum?

Bu mantık ufağından büyüğüne her şirkette, holdingde neredeyse var.
"İsrafı engelleme" adı altında abuk aktiviteler yapılıyor. Eğer sen sen
engellemezsen israf edecek bir elemanın varsa zaten onu işten çıkar.
Çocuk bahçesi mi burası 40 yaşında adamlara israf etmemeyi öğretiyorsun.
Yıllardır bir tek şey söylerim "Harcadığını değil, kazandığının hesabını
bil, yoksa giderek ufalırsın." Harcadığını hesaplayan sürekli daha az
harcamaya çalışırlar ve daha az kazanarak da yetinmeyi öğrenirler. Oysa
amaç bu değil! Amaç daha çok kazanmak.

Kütüphane'ler üniversitelerde kaldı!

Kitap okumayı unuttun, satın almayı tamamen unuttuk, kütüphaneler ise
artık filmlerde görülür oldu. Arkadaşlar inanın fotokopi ucuza gelmiyor
:) Yabancı kitapları bile amazon'dan toplu sipariş (30 kitap falan)
verirseniz fotokopiden ucuza geliyor. 30 kitap ? tamam, arkadaşlarınızla
toplaşıp sipariş veren.

Size soruyorum!? Elemanları okusun diye kitap siparişi veren, veya kitap
masraflarını karşılayıp bir kütüphane oluşturan kaç yazılım şirketi
biliyorsunuz? Ben bilmiyorum! Birkaç eğitim kurumunda var görsel amaçla
kullanılan kütüphaneler onun haricinde hiçbir yerde yok! E be kardeşim,
nereden öğreneceksin sen bu işi? Üniversitesini okusan okuyup bitmez ki
bu iş!

İlginç olan nedir biliyor musunuz? Hiçbir şirket yurt dışından kitap,
eğitmen getirtip kendi elemanlarını eğitmeye çalışmazken, hali hazırda
bu eğitimleri almış elemanı hemen kapmak ister. Kapar, emip bitirir, ve
tükürüp atar. Çok mu karamsar oldu?

Tüm bunlar nerden çıktı?

Bunlar yeni şeyler değil, uzun süredir bildiğim, düşündüğüm şeyler. Bu
aralar ufak bir vesilesi oldu yazmak istedim. Siz siz olun kendi
şirketinizi kurarsanız elemanlarınıza değer verin. Siz siz olun işe
girerseniz kendinizi tüketmeyin. Çok da içiniz kararmasın bu yazıdan
sonra :)